Facebook’u İşleten Şirket Kim?
Kayseri’de, sabahları kuytu köşe bir kafenin penceresinden dışarı bakarken, hayatımın ne kadar hızlı aktığını düşündüğüm bir an vardı. Bir çırpıda yıllar geçmişti, insanlar değişmişti, hatta ben de… Bir süre önce, yalnızca birkaç tıkla bir insanı tanıyabileceğimi, onun dünyasına adım atabileceğimi düşündüğüm Facebook, bir dönemin en büyük tutkusuydu. Hala aklımda, ilk Facebook hesabımı açtığım o gün, çok heyecanlanmıştım. Kendi kimliğimi, düşüncelerimi, resimlerimi, anılarımı paylaştığım o dijital alanın tam ortasında, aslında bambaşka bir evren vardı. Ama zamanla değişti her şey.
Bir gün, annemin evdeki eski televizyonu açarken söylediği “Facebook’u işleyen şirket kim?” sorusuyla yeniden yüzleştim. İçimdeki bir yerlerde, o eski heyecan ve merakın tohumları yeniden filizlendi. O soruyla bir şeyler sormak istemişti, belki de gerçekten öğrenmekti. Ama benim için, aslında o sorudan daha fazlası vardı. Facebook’un arkasındaki güç hakkında, o ilk heyecanla kurduğum dijital bağın zamanla nasıl bir şeye dönüştüğünü düşünüyordum.
O Gün, O An
Bir sabah, kahvemi yudumlarken, telefonumda bir bildirim sesi çaldı. Facebook’tan gelen bildirimdi. Evet, bildirimlerin çoğu zaman pek de ilginç olmadığı halde, bu sefer o kadar önemsenebilir bir hale gelmişti ki, hemen açıp bakmak istedim. Yine insanlar birbirinin fotoğraflarını beğeniyor, yorumlar yapıyordu. Ama bir şey vardı… Facebook’un arkasındaki şirketin kim olduğunu hep merak ettiğim sorular zihnimde dönüp duruyordu.
O an fark ettim ki, Facebook’u kullanmak artık bana eskisi kadar keyif vermiyordu. Zamanla, o büyük gücün, bir şeylerin farkında olmadan hayatımı nasıl şekillendirdiğini görmeye başlamıştım. Kimse bu konuda gerçekten konuşmuyor gibiydi. Herkes “Facebook” kelimesinin ne kadar eğlenceli olduğunu konuşuyordu, ama ne kadar büyük bir şirketin parçası olduğumuzu, o şirketin tüm dünyayı nasıl şekillendirdiğini kimse sorgulamıyordu. Herkes memnundu çünkü sosyal ağlar hayatımızın bir parçası olmuştu.
Ama o an, biraz durdum. O kadar büyük bir yerin, o kadar çok insanın duygu ve düşüncelerine sahipken, sadece birkaç tıkla hayatlarına müdahale edebiliyordum. İçimi bir hayal kırıklığı sardı. Benim gibi milyonlarca insanın, sadece beğenilerle, paylaşımlarla ya da gruplarla var olduğu bu dijital ortam, bir şirketin elindeydi. Şirketin kim olduğunu bilmiyordum ama hepimiz bir şekilde o şirketin dijital dünyasında yaşıyorduk.
O Eski Heyecanla Şimdi Aramızdaki Fark
Facebook’u ilk açtığımda, her şey çok masumdu. Gençtim, heyecanlıydım, dünyayı keşfetmeye başlamıştım. İnsanlarla tanışmak, eski dostlarla bağlantı kurmak, düşüncelerimi paylaşmak… Bütün bunlar bana hayatın gerçek anlamda genişlemesi gibi geliyordu. Şimdi geriye dönüp bakınca, Facebook’tan aldığım zevk, adeta silinmiş gibi hissediyorum. O platform artık sadece bir araçtı, bir mecra. Ama neye hizmet ettiğini, kimlerin bu işin başında olduğunu tam olarak bilmiyordum.
Bir yanda eski tanıdıklarla konuşmalar, bir yanda siyaset, haberler, reklamlardan geçilmeyen bir dijital ortam. Facebook’un beni, bizi hangi amaca hizmet ettiğini ve ne kadar güçlü bir şekilde yönlendirdiğini fark ettiğimde, bir anlık bir kaygı kapladı içimi. Şirketin kim olduğunu hala bilmiyordum ama artık o masumiyetin kaybolmuş olduğunu görüyordum. O eski heyecanla, günde birkaç kez Facebook’a bakma alışkanlığım bitti. Duygularım, başka bir yere kaymıştı.
Ama şimdi, annemin sorusu zihnimde yankılanıyor: “Facebook’u işleten şirket kim?” Şimdi bu soruya verebileceğim cevapları düşünmek, biraz daha zor geliyor. Çünkü artık Facebook’un arkasındaki güç, bana sadece bir şeyler satmak isteyen, verilerimi toplayan bir yapı gibi geliyordu. Yıllar önceki o büyüleyici dünyanın yerini, kaybolmuş bir sihir gibi hissediyorum.
Şirketin Gücü ve Bizim Hayatlarımız
Bütün bu düşünceler, o sabah kahvemi yudumlarken kafamda dönüp duruyordu. Facebook’un arkasındaki şirketin kim olduğunu bilmiyorum ama hayatımızdaki etkisi o kadar büyük ki, aslında şirketin kim olduğunu bilmek çok da önemli değil gibi hissediyorum. Her şey o kadar derinlemesine bağlı ki. Verilerimiz, tercih ettiğimiz içerikler, beğendiğimiz sayfalar, hepsi bu dev şirketin elinde ve bir şekilde yönlendiriliyoruz.
Şirketin adı belki de “Meta”dır, belki de “Facebook Inc.”dir, ama bu ismin ötesinde, o şirketin gücü ve bizim ona olan bağımlılığımız büyük bir gerçek olarak hayatımızın içinde. Biz farkında bile olmadan, her hareketimiz, her paylaşımımız, her etkileşimimiz o şirketin algoritmalarında bir yer edinip bizim hayatımızı şekillendiriyor.
Bunu düşündükçe içimde bir hüzün doğuyor. “Ya bu, bizim kontrolümüzde olsaydı?” diye soruyorum kendi kendime. Her şeyin kaybolmuş bir özgürlük hissine dönüşmesi, içimdeki küçük isyanı büyütüyor. Sosyal medya hayatımızı bu kadar şekillendirirken, bizler ne kadar özgürüz? Gerçekten, hayatımızın dijital bir platformda toplanıp şekillendirilmesine izin mi veriyoruz?
Umut ve Hayal Kırıklığı Arasında
Ama bir yandan da umutluyum. Çünkü her şey değişebilir, değil mi? Belki gelecekte, dijital dünyamız, şirketlerin gölgesinden tamamen kurtulup, daha şeffaf ve özgür bir hale gelebilir. Belki de insanlar, bu platformların ne kadar güçlü olduğunu fark edip, onlara karşı daha bilinçli bir şekilde hareket etmeye başlar. Facebook’u işleyen şirketin kim olduğunu sorgulamak, aslında bu yeni dünya düzeninin farkında olmak anlamına gelir. O yüzden, belki de bir şeyleri değiştirebilmek için daha çok konuşmamız, daha çok sorgulamamız gerek.
Bir gün, belki de herkes bu soruyu sormaya başlar: “Facebook’u işleten şirket kim?” ve belki o gün, her şey farklı olur.