İçeriğe geç

Kooperatif genel kurulu kaç kişi ile toplanır ?

Kooperatif Genel Kurulu Kaç Kişi ile Toplanır?

Kooperatifler, kolektif bir yapıda çalışan, ortaklarının ortak çıkarlarını gözeten yapılardır. Peki, bu yapıların kalbinde yer alan genel kurul, kaç kişiyle toplanmalı? Bu soruyu sormak belki de çoğumuzun aklına gelmiyor, çünkü genellikle kooperatifler bizim için ya çok yerel bir mesele ya da sadece “üzerine yazı yazılacak kadar önemli” bir konu olmuyor. Ancak düşündükçe, aslında bu konuda daha çok konuşmamız gerektiğini fark ediyorum. Hadi gelin, bu konuyu biraz cesurca inceleyelim.

Kooperatif Genel Kurulu Kaç Kişi ile Toplanır? Resmi Yanıt

Öncelikle, kooperatiflerin genel kurulunu, yasal olarak ne kadar kişinin toplanması gerektiğine dair net bir çerçeve çizelim. Türk Ticaret Kanunu ve Kooperatifler Kanunu, genel kurullarla ilgili belirli kurallar koymuş olsa da, her kooperatifin iç tüzüğünde farklı detaylar olabilir. Yani teknik olarak, kooperatifin tüzüğüne göre bu sayı değişebilir. Ancak genel anlamda, kooperatifin çoğunluğunun katılımıyla toplanması beklenir ve bu çoğunluk sayısı da genellikle üye sayısının üçte biri veya yarısı olur.

Ama işin garip tarafı şu: Gerçekten de bu kurallara uyan kaç kooperatif var? Pek çok kooperatif, kanunun gerektirdiği minimum katılımı sağlamak yerine, genellikle işi “uyduruk” bir şekilde halleder. Kimi zaman bu, daha az katılımcı ile karar alınmasını kolaylaştırmak adına, kimi zaman ise yönetimin kontrolünü elinde tutmak için yapılan bir manevra olabilir. Bu da demek oluyor ki, aslında çoğu zaman bu sayılar daha çok formalite olmaktan başka bir şey olmuyor.

Kooperatif Genel Kurulunun Güçlü Yönleri

Peki, bu kurullarda belirli bir katılımın olması gerçekten önemli mi? Elbette. Kooperatifin genel kurulu, kooperatifin geleceğini belirleyen en önemli mekanizmalardan biri. Yani, bu kurullara daha fazla kişi katılmalı ki, kararlar daha adil ve demokratik bir şekilde alınsın. Daha fazla katılım, daha farklı bakış açıları demek. Bu, yalnızca kooperatifin üyelerinin çıkarlarını değil, aynı zamanda toplumsal faydayı da göz önünde bulunduracak bir yönetişim anlayışının yerleşmesine olanak tanır.

Örneğin, bir tarım kooperatifini ele alalım. Genel kurulda daha fazla çiftçi, daha fazla üretici, daha fazla yerel halk yer alırsa, bu, kooperatifin daha verimli çalışmasına, sürdürülebilirliğe ve yerel ekonomiye daha fazla katkı sağlar. Ama işin içine az katılımlı, “formalite için yapılan” genel kurullar girerse, bu durumda şirket sahiplerinin ve yöneticilerin kendi çıkarlarını daha rahat dayatabilmeleri mümkün olur. Bu, adaletin ve eşitliğin daha az olduğu bir yapıyı beraberinde getirir.

Kooperatif Genel Kurulunun Zayıf Yönleri

İşte burada işler biraz karışmaya başlıyor. “Kooperatifin genel kurulunda minimum katılım şartı sağlanmalıdır” diyoruz, ama bunu başarmak bazen gerçekten imkansız hale geliyor. Üyeler, kooperatifin günlük işlerindeki sorumluluklarını yerine getirmeyi, üretim faaliyetlerine katılmayı bir kenara bırakın, genel kurula katılmayı bile unutur hale geliyorlar. Bu, özellikle kırsal kesimde ya da küçük yerleşim yerlerinde daha sık karşılaşılan bir durum. Çoğu zaman, kooperatifin yönetimi “katılım çok düşük” diyerek, gerekli çoğunluğu sağlamadan da karar alabiliyor.

Daha da kötüsü, küçük bir grup insanın, genellikle belli başlı yöneticilerin, tüm kooperatifin işleyişini şekillendirmesi. İyi niyetli olabilirler elbette ama bu durum, kooperatifin üyeleri arasındaki eşitliği zedeler. “Yönetim kendi kafasına göre karar alırsa, neden genel kurula katılalım ki?” düşüncesi ortaya çıkabilir. Bu da, kooperatifin ruhunu yok eden, sadece birkaç kişinin çıkarlarına hizmet eden bir yapıya dönüşebilir.

İlişkilerde Güç Dengesizliği: Kooperatifin “Demokratik” Yüzü

Beni asıl düşündüren ve biraz da eleştirdiğim nokta ise şu: Kooperatifler, temelde demokrasiye dayalı yapılardır. Fakat bu demokrasiyi sağlamak adına, kooperatifin genel kuruluna katılımı zorlamak, katılım sayısını belli bir sayıya çıkarma çabaları, ne kadar anlamlı? Eğer kooperatifin yönetimi genel kurulda kararları yalnızca “çoğunlukla” değil, aynı zamanda “adil ve eşit” bir şekilde almayı hedeflemiyorsa, o zaman o kooperatifin ne kadar demokratik olduğuna dair ciddi şüpheler doğar.

Örneğin, kooperatifin büyük çoğunluğunun çiftçilerden oluştuğu bir durumda, yönetimin çoğunluğa sahip olması, belki de onların çıkarlarını temsil etmek anlamına gelmez. Kooperatifin gerçek ruhu, aslında daha fazla insanın sesini duyurabilmesiyle hayat bulur. Bu sesin kısmaya çalışılması, kooperatifin kimliğini ve amaçlarını saptırmak demektir. Burada biraz sarkazm yapacak olursak, “Bütün üyeler katılmasa da olur, yeter ki yönetim istediği gibi karar alabilsin!” diyerek durumu savunanlara da bir göz atmak gerek.

Kooperatif Genel Kurulu: Gelecekte Ne Olacak?

Kooperatifin genel kurullarının geleceği hakkında düşündüğümde, gerçekten de üyelerin daha fazla katılım sağladığı, etkin ve gerçek bir demokratik ortamın oluştuğu bir yapının toplumlar için çok daha faydalı olacağına inanıyorum. Her şey dijitalleşse de, insanlar birbirlerine saygı gösterip kararları ortaklaşa alabiliyorsa, bu, sadece kooperatif için değil, genel olarak toplumsal yapı için de bir kazanım olacaktır. Ama gerçekten katılımın sağlanamadığı, “zorlama” ile yapılan genel kurullar, kısa vadede pek bir işe yaramaz.

O zaman soruyu yine soralım: “Kooperatif genel kurulu kaç kişi ile toplanmalı?” Bence, sayının önemli olduğu kadar, katılımın gerçekten istenmesi ve etkin bir şekilde sağlanması da o kadar önemli.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet