İçeriğe geç

Müzik eğitimi verilen okula ne denir ?

Müzik Eğitimi Verilen Okula Ne Denir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından İnceleme

Müzik eğitimi verilen okul ya da kuruma genellikle “konservatuar” denir. Ama bu sadece bir terim değil, aynı zamanda eğitimin içeriği, toplumun kültürel yapısı ve toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet anlayışımızla bağlantılı çok daha derin bir anlam taşır. İstanbul’da yaşayan bir sivil toplum çalışanı olarak sokakta, toplu taşımada, iş yerinde gördüğüm sahneler, bu kavramları daha net bir şekilde düşünmeme yardımcı oluyor. Müzik eğitimi verilen okullara dair toplumsal algılar, özellikle kadınlar, LGBTQ+ bireyler ve farklı etnik kimlikler için çeşitli engeller oluşturabiliyor. Bir müzik okuluna gitmenin sadece bir eğitim meselesi olmadığını, aynı zamanda toplumsal eşitsizliklerle nasıl iç içe geçtiğini fark ediyorum. Gelin, bu kavramları birlikte inceleyelim.

Müzik Eğitimi Verilen Okul: Konservatuar mı, Müzik Okulu mu?

Müzik eğitimi verilen okullara dair ilk soruya baktığımızda, toplumda genellikle “konservatuar” kelimesi öne çıkar. Bu terim, daha elitist ve prestijli bir okul imajı çizer. Gerçekten de İstanbul’daki en bilinen konservatuvarlar, çoğunlukla maddi gücü olan ailelerin çocukları için bir fırsat kapısıdır. Pek çok genç, “konservatuara gitmek” gibi bir hedefe sahip olur çünkü bu, müzik dünyasında bir kariyerin başlangıcı anlamına gelir. Ancak İstanbul’daki sokaklarda, daha az imkanlara sahip mahallelerden gelen çocukların bu tür okullara erişim sağlaması çoğu zaman imkansızdır. Bir yandan eğitim eşitsizliği, diğer yandan toplumun müzikle ilgili algısı, bu okul türüne erişimi kısıtlar.

İçimdeki sosyal adalet savunucusu hemen devreye giriyor ve şu soruyu soruyor: “Peki, bu durum sadece bir sınıf sorunu mu?” Hayır, sadece sınıf değil. Kadınların, LGBTQ+ bireylerin ve çeşitli etnik kökenlere sahip kişilerin, özellikle geleneksel veya ‘prestijli’ müzik okullarına katılmaları bazen toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve ayrımcılık gibi engellerle sınırlı oluyor.

Kadınların ve LGBTQ+ Bireylerin Müzik Eğitimi Alma İmkânı

Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Müzik Eğitimi

İstanbul’da sokakta yürürken, kimi zaman bir okulun önünden geçerken duyduğum sesler, bazen bir piyano tınısı, bazen bir keman melodisi beni düşünmeye sevk ediyor. Bu melodiler, genellikle erkek öğrencilerden geliyor. Kadınların veya kız çocuklarının müzik eğitimi alması, hala birçok toplumda “erkek işi” olarak algılanabiliyor. Bu, Türkiye’deki daha muhafazakar aile yapılarından gelen çocuklar için ciddi bir engel oluşturuyor. Konservatuara gitmek isteyen bir kız öğrencinin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, ailesinin eğitime verdiği önemin, onun cinsiyetine göre şekillenmesidir. Birçok genç kız, ‘erkeklerin işine’ girmenin, mesela orkestra şefi ya da profesyonel bir müzisyen olmanın, ailesi tarafından hoş karşılanmadığını hissediyor.

Bir keresinde, bir arkadaşımın müzik okulunda aldığı eğitimi duyduğumda şunu fark ettim: “Ailelerinin desteğini alabilen, eğitimine bu kadar odaklanabilen bir kız çocuğu, gerçekten ne kadar şanslı!” Diğer yandan, ‘konservatuar’ kelimesi genellikle yalnızca erkeklerin ilgi alanı gibi görülür. Müzik, tarihsel olarak erkeklerin egemenliğinde bir alan olarak algılandığı için, kadınların bu alanda daha fazla yer alabilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hala büyük bir engel teşkil ediyor.

LGBTQ+ Bireyler ve Müzik Eğitimi

Bir diğer önemli nokta, LGBTQ+ bireylerin müzik okullarına yönelik karşılaştıkları ayrımcılıktır. Müzik, duygusal ifadeyi, yaratıcılığı ve özgürlüğü temsil eder, ancak aynı zamanda birçok kültürel ve toplumsal kalıp da içerir. Konservatuara gitmek isteyen bir LGBTQ+ birey, sıklıkla toplumun cinsiyet normlarına uymadığı için dışlanabilir. İstanbul’daki sokaklarda, toplu taşımada, bazen camda parlayan reklamlar, bazen de okullardaki çeşitli etkinlikler üzerinden, bir LGBTQ+ bireyinin kendisini ifade etmesi zor olabilir. Müzik eğitimi almak, yalnızca yetenekle ilgili değil, bir kimlik meselesine de dönüşür. Bu, sadece müzikle ilgilenmenin ötesinde bir toplumda kabul görme arzusunun da bir göstergesidir.

Farklı Etnik Kökenlerden Gelen Öğrenciler ve Erişim Engelleri

Müzik okullarına erişim, farklı etnik kökenlerden gelen öğrenciler için bir başka engelle karşılaşmaktadır. Özellikle İstanbul gibi çok kültürlü bir şehirde, etnik kimliklerin eğitimdeki rolü göz ardı edilemez. Eğitimdeki eşitsizlikler, özellikle göçmen ailelerin çocukları için çok daha belirgin hale gelir. Bu ailelerin çocukları, okulda karşılaştıkları zorlukların yanı sıra, müzik gibi yaratıcı alanlarda da kendilerini ifade etmekte zorlanabilirler. Birçok müzik okulu, belirli ekonomik statüye sahip ailelerin çocukları için daha ulaşılabilirken, düşük gelirli veya göçmen ailelerin çocukları için bu okullara erişim, dil engelleri ve kültürel bariyerler nedeniyle çok daha zor olabilir.

Müzik Okullarında Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Yeni Bir Perspektif

Bütün bunları düşündüğümde, içimdeki sivil toplum savunucusu da devreye giriyor: “Eğitim, toplumsal eşitsizliklerin önüne geçmek için bir araç olabilir. Peki, bu eşitsizlikleri aşmak için ne yapılmalı?” Çeşitlilik ve sosyal adalet, müzik okullarında çok daha geniş bir perspektife yayılmalıdır. Müzik eğitiminin herkes için eşit ve ulaşılabilir olabilmesi için, okulların sadece yeteneklere değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizliklere karşı duyarlı olması gerekir.

Buna yönelik atılacak ilk adım, müzik okullarında daha kapsayıcı bir öğretim anlayışı benimsemek olabilir. Farklı etnik kökenlerden gelen, cinsiyetten bağımsız tüm bireylerin kendilerini özgürce ifade edebileceği bir ortam yaratmak, sosyal adaletin temelini atabilir. Ayrıca, konser ve etkinliklerde daha fazla çeşitliliğe yer vererek, her bireyin temsil edildiği bir kültürel alan yaratılabilir.

Sonuç: Müzik Eğitimi ve Sosyal Adaletin Geleceği

Müzik eğitimi, yalnızca bir yetenek değil, aynı zamanda bir ifade biçimidir. Bu yazıda ele aldığım toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bakıldığında, müzik okulları sadece bir eğitim alanı olmaktan çok daha fazlasıdır. Toplumların kültürel değerlerini, eşitlik anlayışlarını ve değişime olan tutumlarını yansıtan bir mecra haline gelir. İstanbul’daki sokakta, okulda, toplu taşımada gördüğüm her sahne, bana bu eşitsizliklerin ne kadar derin olduğunu hatırlatıyor. Ancak müzik, tüm bu zorluklara karşı bir direnç, bir özgürlük alanı yaratabilir. Eğer bu okullarda çeşitliliğe ve eşitliğe yer verilirse, her birey en güzel melodiyi kendi hayatında bulabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
elexbet