Türkiye’de Kartal Nerede Bulunur? Kanatların Gölgesinde Başlayan Bir Hikâye
Bazı hikâyeler vardır, bir coğrafyanın ruhunu anlamak için onları dinlemek gerekir. Bugün sana bir hikâye anlatmak istiyorum… Bir kuşun hikâyesi. Sıradan değil; dağların, vadilerin, sabrın ve özgürlüğün sembolü olan bir kuşun… Kartalın. Ve bu hikâye, sadece onun nerede yaşadığını değil, neden orada yaşadığını da anlatacak sana.
—
Rüzgârın Peşinde: Dağların Sessiz Kahramanı
Bir sabah erken saatlerde, Doğu Anadolu’nun yükseklerinde, sislerin arasından süzülen güneşle birlikte bir kartal kanat çırptı. Adı Aras’tı. Bu kartal, insanlardan uzak, ıssız kayalıkların en sessiz köşesinde doğmuştu. Her sabah gökyüzüne yükselirken yalnızca av peşinde değildi; o, özgürlüğün ta kendisiydi.
İşte Türkiye’de kartalı aradığımızda, onu genellikle böyle yerlerde buluruz:
Doğu Anadolu’nun sarp dağ yamaçlarında
Toros Dağları’nın zor ulaşılan zirvelerinde
Karadeniz’in yüksek orman kuşaklarının yukarılarında
Ve İç Anadolu’nun geniş bozkırlarının ortasındaki kayalık yükseltilerde
Çünkü kartal, kalabalıktan hoşlanmaz. O, gökyüzünü geniş, yeryüzünü tenha sever.
—
İki Yolcu: Farklı Gözlerden Aynı Ufka
Hikâyemizin ikinci kahramanlarıyla tanışalım: Ali ve Elif.
Ali, stratejik düşünen bir biyologdu. Kartalların göç rotalarını, av stratejilerini ve yaşam alanlarını matematiksel bir dikkatle inceliyordu. “Kartallar nerede bulunur?” sorusu onun için haritalar, koordinatlar ve gözlem raporları demekti.
Elif ise başka bir bakışla yaklaşıyordu. Bir doğa fotoğrafçısıydı. Ona göre kartal, yalnızca bir tür değil; yüzyıllardır insanla doğa arasındaki bağın, özgürlüğün ve sabrın sembolüydü. “Kartal nerede yaşar?” sorusu onun için bir duygunun peşine düşmekti.
Bir gün yolları Doğu Anadolu’da kesişti. Aynı kartalı bulmak için yola çıkmışlardı, ama farklı nedenlerle. Ali çözüm odaklıydı: “Kaya kartalı, genellikle 2000 metre üzerindeki açık alanlarda yaşar. Burada bir yuva olmalı.”
Elif daha empatikti: “Belki de sadece rüzgârın doğru estiği yeri arıyordur. Kartallar bazen doğayı değil, doğa onları seçer.”
—
Kartalın Evi: Haritada Değil, Doğanın Kalbinde
İkisi birlikte günlerce yürüdü. Dağ yollarını aştılar, vadilerden geçtiler. Nihayet bir sabah, güneş doğarken bir gölge belirdi gökyüzünde. Aras’tı o.
Bir kayalığın üzerine kurduğu yuvasında yavrularını besliyordu. Altında uçsuz bucaksız bir vadi uzanıyor, rüzgâr kanatlarına güç veriyordu.
Ali defterine not aldı: “Rakım 2150, açık alan, yırtıcı kuş yoğunluğu yüksek.”
Elif ise sadece izledi: “İşte özgürlük, işte yaşam…”
İşte o an fark ettiler ki kartalı bulmak, aslında doğanın dengesini anlamak demekti. O, yalnızca Türkiye’nin yükseklerinde değil, sabrın ve dengenin hüküm sürdüğü her yerde yaşıyordu.
—
Kartalların Türkiye Haritası
Türkiye’de görülen başlıca kartal türleri ve bölgeleri:
Kaya Kartalı (Aquila chrysaetos) – Doğu Anadolu ve Toroslar
Yılan Kartalı (Circaetus gallicus) – Ege ve Akdeniz’in açık ormanlık alanları
Beyaz Kuyruklu Kartal (Haliaeetus albicilla) – Karadeniz kıyıları ve sulak alan çevreleri
Çayır Kartalı (Clanga pomarina) – Trakya ve İç Anadolu’nun açık bozkırları
Her biri kendi ekosisteminin aynası, her biri coğrafyanın bir hikâyesi.
—
Kartalların Bize Anlattıkları
Ali için kartal, doğanın mükemmel bir stratejistiydi: sabırlı, hesaplı, kararlı.
Elif için kartal, yaşamın duygusal bir sembolüydü: özgür, zarif, tutkulu.
Ve bizler için kartal, belki de en çok şunu anlatıyordu: İnsan da doğa gibi, bazen yükseklerden bakmayı öğrenmeli. Bazen çözüm üretmeli, bazen sadece hissetmeli.
—
Senin Gözünden Kartal
Şimdi sıra sende. Belki bir gün sen de bir dağ yamacında yürürken gökyüzünde süzülen bir kartal göreceksin. Belki bir fotoğraf karesinde, belki bir rüzgâr sesinde…
O an aklına bu hikâye gelsin. Ve kendine şu soruyu sor:
Kartallar yükseklerde mi yaşar, yoksa bizim içimizdeki özgürlük isteğinde mi?
Onları doğada mı buluruz, yoksa kendi sınırlarımızı aşmaya cesaret ettiğimizde mi?
—
Sonuç: Kartalın İzinde, Kendi Yolculuğumuzda
“Türkiye’de kartal nerede bulunur?” sorusunun cevabı aslında çok basit: Doğanın korunduğu, sessizliğin hüküm sürdüğü, rüzgârın özgür estiği her yerde. Ama biraz daha derine indiğinde anlarsın ki, bu soru doğanın bir simgesinden çok daha fazlasını anlatır.
Kartalın yaşadığı yer, insanın hayal kurduğu, özgür olmak istediği yerdir. Belki de onun yuvası, bizim içimizdedir. Ve her bakışında kanat çırpan bir kartal gördüğünde, aslında kendi gökyüzünü arayan tarafını izliyorsundur.